TARİHTE BUGÜN

Geçmişte bugün yaşanan olaylar...

2 Haziran 2020 Salı

3 HAZİRAN


Günün Portresi
Bir Kuşağı Uykusuz Bırakan Boksör
Muhammed Ali Clay


 “Tüm zamanların en iyi ağır siklet boks şampiyonu” olarak tanınan Muhammet Ali Clay’ın Müslüman olmadan önceki ismi Cassius Marcellus Clay’dır.  17 Ocak 1942 tarihinde, ABD’nin Kentucky eyaletinde dünyaya gelmiştir.
Henüz 12 yaşında iken boks ile tanıştı. 1960 Roma Olimpiyatlarında Ağır Sıklet olimpiyat şampiyonu  olunca 18 yaşında tüm dünya onu tanıdı. 1960 Roma Olimpiyatları’ndan döndükten sonra, bir lokantada yalnızca beyazlara servis yapıldığını öğrenince, bu ırkçı uygulamayı protesto etmek için olimpiyattan kazandığı altın madalyasını Ohio Nehri’ne attı. Bu sayede konuya ilgi çekti daha 18 yaşındayken güçlü karakterini tüm dünya tanımıştı.
Olimpiyatlardan hemen sonra profesyonel olan Muhammed Ali, 1964 yılında, henüz daha 22 yaşında iken, S. Liston’u yenerek “Dünya Şampiyonu” ünvanına sahip oldu. Zaferinin ardından Müslüman olduğunu açıklayan boksör, ismini de Muhammed Ali olarak değiştirdi.
Muhammed Ali, Vietnam savaşına gitmek istemediği için 5 yıl hapis cezasına ve 10 bin dolar para cezasına çarptırıldı. Aynı süreçte, lisansı ve pasaportu da elinden alındığı için, oldukça sıkıntılı günler yaşadı. Ali, ailesinin desteği ve paralı düzenlenen panellerde yaptığı konuşmalarla geçimini sağladı. 1970 yılında ise, açtığı davayı kazanarak yeniden boksa döndü.
Muhammed Ali’nin, profesyonel boks kariyerinde aldığı ilk mağlubiyet ise, 1971 yılında karşılaştığı Joe Frazier’a karşı dövüştüğü maçta yaşandı. “Asrın Maçı” olarak anlam kazanan bu maçta, uzmanlara göre Muhammed Ali yeteri kadar hazır değildi. Çünkü, üç buçuk senelik ayrılığın ardından, yalnızca 2 maç yapan Muhammed Ali, maç eksiğinden ötürü eski formuna kavuşamazdı. Muhammed Ali, Ken Norton’a sayı ile yenildiği maçta, aynı zamanda kırık bir çeneye de sahip oldu. Bu maç sonrası, çok yakınları ve kendisi dışında tüm kamuoyu, Muhammed Ali’nin kariyerinin bittiğini düşünmekteydi. Fakat O, hırsla çalışmaya devam ederek, tüm ünvan maçlarına yeniden çıktı. Ayrıca, Ken Norton’u da yenerek, rövanşı aldı.
1973 yılında, Muhammed Ali için oldukça önemli gelişmeler yaşandı. Joe Frazier ile unvan maçı için anlaşan Ali, Joe Frazier – George Foreman eşleşmesi sonraasında, Frazier’ın sürpriz bir şekilde nakavt olmasının ardından, önce Fraizer ile maç yaptı; ardından da Foreman’la maç ayarladı ve iki önemli maçı da nakavtla kazanarak gündeme oturdu. Bu sayede, hem kaybettiği unvanı tekrar kazandı, hem de tüm dünyaya, daha ayakta olduğunu göstermiş oldu.
Muhammet Ali Müslüman olması nedeniyle, 1970 yıllarda bütün İslam ülkelerinde olduğu gibi Türkiye’de ilgiyle takip edilirdi. ABD ile olan saat farkı nedeniyle gece 3-4 sıralarında bütün Türkiye ayakta olurdu. Bir keresinde Yıldırım Beyazıt yurdunda bir maçını izlerken oturacak sandalye bulamadığımı hatırlıyorum.
1978 yılında, Dünya Şampiyonluğu’nu 3 kez elde eden ilk boksör oldu. Aynı yıl, şampiyon ünvanı ile boksu bıraktı. Parkinson hastalığına yakalanan Ali, bu hastalığını gizleyerek maçlara çıktı. Büyük paralar için tekrar ringe dönen şampiyon, 2 maçını da kaybetti.
M. Ali, profesyonel kariyeri boyunca, yalnızca 5 defa yenildi. Muhammed Ali, boksu bıraktığı 36 yaşına kadar, boks dünyasında tüm şampiyonlar açısından tek isimdi. Muhammed Ali kariyeri boyunca, 37’si nakavt ile olmak üzere, toplam 56 maç kazandı.
2001 yılında, Muhammed Ali hayat hikâyesini anlatan bir film yapıldı. 3 Haziran 2016’da da hayata gözlerini kapattı.

TARİHTE BUGÜN 3 HAZİRAN

1098 - Birinci Haçlı seferi: 8 ay süren kuşatma sonunda Antakya haçlıların kontrolü altına girdi.
1839 - Çin'in "Humen" limanında İngiliz tacirlerden ele geçirilen 1.2 milyon kg afyon Çinli yetkililerce imha edilince, Birleşik Krallık bunu bir savaş nedeni saydı (casus belli) ve böylelikle "Birinci Afyon Savaşı" başlamış oldu.
1912 - İstanbul'un İshakpaşa semtinde çıkan yangında, bin 111 ev, 118 dükkân, altı cami, üç hamam ve beş okul kül oldu.
1920- Cemal Paşa, Halil Paşa ve Fuat Sabit Bey SSCB yetkilileriler görüşmeler yaptılar.
1920 – İstanbul Basınında, Mustafa Kemal ve Ali Fuat Paşa’nın Damat Ferit ve Ali Kemal’e suikast yapmak üzere İstanbul’a suikastçılar gönderdiği haberleri yer aldı.
1924 -  Çek yazar Franz Kafka öldü
1925 - Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası Bakanlar Kurulu kararıyla kapatıldı.
1933 – Sümerbank’ın kurulmasına dair kanun kabul edildi
1948 - Amasya'yı sel bastı; 92 kişi boğularak can verdi.
1955 - Messina Konferansı; Avrupa Ekonomik Topluluğu'nun doğuşu.
1957 - Türkiye Güreş Millî Takımı, serbest stilde dünya güreş şampiyonu oldu.
1960 – Ragıp Gümü-şpala Genelkurmay Başkanı, Cevdet Sunay Kara Kuvvetleri komutanı oldu
1961 – Hava Kuvvetleri Komutanı İrfan Tansel ABD’ye askeri heyet başkanı olarak görevlendirdi. Tanseş bu görevi kabul etmediğini söyledi. Uöaklar Ankara üzerinde gösteri-gözdağı uçuşu yaptı.
1963 -  Ünlü şair ve oyun yazarı Nâzım Hikmet Ran öldü
1995 - Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Aydın Güven Gürkan; Kilis, Yalova ve Karabük'ün il yapılması kararnamesini imzaladı. Sonra da uygulamanın haksızlık olduğunu söyleyerek Bakanlıktan istifa etti.
1996 - Birleşmiş Milletler himayesinde düzenlenen Habitat-II İnsan Yerleşimleri Konferansı'nın resmî açılışı İstanbul'da yapıldı.
2006 - Karadağ bağımsızlığını ilan etti
2016 -  Amerikalı Müslüman dünya ağır sıklet boks şampiyonu Muhammed Ali vefat etti

1 Haziran 2020 Pazartesi

2 HAZİRAN



Bir Olay ve Hatırlattıkları
Ermeni Terörü, Ali Kemal ve Cumhuriyet

 
Tarih 2 Haziran 1978, Artvin’in Borçka ilçesinde yedek subay olarak askerliğimi yapıyorum. Subay gazinosunda haber bültenini izliyoruz. Spiker, yine acı bir haber, yine Asala terörü diye başladığı cümlesini tamamlıyor; “Türkiye'nin Madrid Büyük Elçisi Zeki Kuneralp'in eşi Necla Kuneralp Asala militanları tarafından şehit edildi.” Kuneralp soyadı dikkatimi çekiyor… Zeki Kuneralp Ali Kemal’in oğlu değil mi? Evet onun oğlu… Ermenilere duyduğu sempati nedeniyle “Artin Kemal” diye anılan bir insanın gelinin Ermeni teröristlerce öldürülmesi ne garip tecelli…

Ali Kemal kimdir bilir misiniz? Damat Ferit hükümetlerinde Dahiliye Bakanlığı yapmış, ilk günden itibaren Milli Mücadeleye karşı düşman olmuş … İngiliz Muhipleri Cemiyeti’nin kurucularından bir siyasetçi.  Aynı zamanda gazeteci, kalemi güçlü bir yazar… İstanbul gazeteleri içinde Milli Mücadele düşmanlığında başı çeken Peyam-ı Sabah’ın başyazarı…

Dâhiliye Nâzırı Ali Kemal Bey imzasıyla  23 Haziran 1919’da Valiliklere gönderilen genelgede şu cümle yer alır; “Mustafa Kemal Paşa; günün politikasını bilmediği için, yurtseverliğine rağmen görevini başaramadı. İngiliz Olağanüstü Temsilcisi’nin isteğiyle görevinden alındı. Kanunsuz olarak kurulan bazı heyetler için çektiği telgraflarla politik hatâsını artırdı. Bu zat görevinden alınmış olduğundan, kendisiyle hiçbir resmî işleme girişilmeyecek, hiçbir isteği yerine getirilmeyecektir. Bu önemli günlerde her Osmanlıya düşen görev; barış konferansında geleceğimiz belirlenirken ve beş yıldır yaptığımız deliliklerin hesabı görülürken, aklımızı başımıza devşirmek, akıllıca davranışları benimsemek, uygar dünyanın gözünde bu ülkeyi bir daha lekelememek değil midir?”

Köşe yazılarında da Milli Mücadeleye ve Mustafa Kemal’e acımasızca saldırır. Mesela onun 1920-1922 arasında yazdığı yazılardan birkaç seçme;

“Teşkilatı Milliye sergerdeleri, bu mahluklar kadar başları ezilmek ister yılanlar tasavvur edilemez. Düşmanlar onlardan bin kerre iyidir.” “Ankara’nın Yunan’ı denize dökeceği, bir kuru vaattir.”, “Ankara’nın tuttuğu yol çıkmaz, çıkmaz, çıkmaz.”, “Mustafa Kemal’in telkinlerine itaat eden her memur ve subay Divan-ı Harp tarafından ceza görecek.”, “Millî ordu teşkil etmek ve müdafaa-yı milliye hazırlamak gibi faaliyetler felakettir, askerlerin emirleri yerine getirilmemelidir.”, “Kuyucu Murat Paşa, Celâlîlere nasıl muamele etmişse, Kuvayı Milliye’ye de öyle muamele edilmelidir. Maiyetindekilerin yakında, zorba yamağı Cafer Tayyar şaklabanını, elini kolunu bağlayıp Hükümete teslim etmesi beklenir. Saltanata bağlı halim selim Anadolu halkı da Mustafa Kemâl şakisine haddini bildirecek.” “Yunanlılar Ankara kapılarına dayandılar… Mustafa Kemal’e barınacak yer kalmadı…. Hesap sormak zamanı geldi.”, “Hükümet önce, Anadolu’nun henüz istilaya uğramayan yerlerini Mustafa Kemâl’lerden, Ali Fuat’lardan, o ipsiz sapsız, akılsız, fikirsiz zorbalardan, canilerden  temizlemelidir.”  “Mustafa Kemal ve arkadaşları, Yunanlılara karşı büyük bir saldırıya hazırlanıyorlar. Bu çılgınca teşebbüsün amacı, yine izmihlâl, izmihlâl, izmihlâl... Çünkü Yunanistan'ın orduları var, teçhizatı var...”, derme çatma bir ordu, dövüşüp duruyor, zırzoplar, tam istiklal isteriz diye tutturmuşlar, ne demiş Arap, elhekmü limen galebe, galibin dediği olur, işte bu kadar” 

“Ankara başımızda oldukça, bu kargaşalıktan bir hayır doğarsa, örneğin İzmir, Edirne kurtulursa, seviniriz, çıldırırız; fakat akılca, irfanca bu derecede yanıldığımız için yalnız kalemimizi kırmak değil, insanlığımızdan bile istifa ederiz.” Demesine rağmen, İzmir kurtarıldıktan sonra ne kalemini kırdı, ne insanlıktan istifa etti, hatta açıkça özür dileyemedi.. Sevindik kabilinden bir şeyler karaladı…

Zaferden sonra Ankara hükumeti, İstanbul polisinden Ali Kemal'in tutuklanıp yargılanmak üzere Ankara'ya gönderilmesini istedi. 4 polis 6 Kasım 1922 günü onu Beyoğlu'nda tıraş olduğu berberde kıstırdılar, kaçmaya çalışırken yakalayıp İzmit'e götürdüler.  Sakallı Nurettin Paşa’nın İzmit’teki karargâhının önünde Ali Kemal’i tanıyan halk tarafından linç edilir.

Bu olay üzerine eşi, İsviçre’ye yerleşir.  Oğlu Zeki Kuneralp orada hukuk fakültesini bitirince “Türkiye’ye döneceğim” dedi. Eşin dostun itirazına rağmen Türkiye’ye geldi.  İngilizce, Almanca, Fransızca bilen kendisini iyi yetiştirmiş bir gençti. Dışişleri bakanlığının memuriyet sınavına girdi, kazandı. Ancak güvenlik soruşturması sonucu, Ali Kemal’in oğlu olması nedeniyle, göreve başlaması sakıncalı bulundu. Olay o zaman Cumhurbaşkanı olan İsmet İnönü’ye intikal etti…  İnönü dosyayı inceledikten sonra, bunun yanlış olduğunu belirterek  “Devlete kin yakışmaz, biz bu cumhuriyeti kanla kurduk ama insanla büyüteceğiz” dedi ve ekledi, “Ben bunu Gazi’den öğrendim!”

Zeki Kuneralp Dışişlerinde yetenekleriyle kısa sürede parlar. Büyükelçi, başarılı bir büyükelçi olur. Babasının bir düşman olarak gördüğü Atatürk’ün kurduğu Türkiye Cumhuriyetini temsil eder. Onun oğlu Selim Kuneralp de dışişlerine intisap eder.

1 Haziran 1978 tarihinde Asala militanlarınca katledilen Necla Kuneralp, Zeki Kuneralp’in eşi, Selim Kuneralp’in annesi ve  Ali Kemal’in gelinidir.

Bu olay gösteriyor ki; Cumhuriyet affedici olmalıdır. Cumhuriyet’de hukukun temel ilkelerinden “Suçun şahsiliği ilkesi” egemen kılınmalıdır. Cumhuriyet’te unvanlar ehline verilmelidir…

Bu vesile ile Ermeni terörünün şehit ettiği, Talat Paşa başta olmak üzere devlet adamlarımızı, diplomatlarımızı ve vatandaşlarımızı rahmetle anıyorum...

 TARİHTE BUGÜN -2 HAZİRAN


1328 - Filipinler'de bir depremle 9 ada ve adacık yok oldu.
1475 - Gedik Ahmet Paşa komutasındaki Türk orduları, Kırım Yarımadası sahillerine çıktı.
1866 – Mısır Valillerine “Hidiv” unvanı verildi.
1889 - İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin öncüsü olarak kabul edilen İttihâd-ı Osmânî Cemiyeti adlı gizli örgüt kuruldu.
1920 - Kozan'ın düşman işgalinden kurtuluşu. Fransızlar çekilirken İlçedeki 5000 Ermeni’yi de birlikte götürdüler.
1920 – Hint Müslümanları Sevr anlaşmasının şartları yumuşatılmazsa İngilizlere karşı direneceklerini İngiliz Hükümetine bildirdiler.
1924 - Amerika Birleşik Devletleri Kongresi, ülkede doğmuş bütün Amerikan yerlilerine oy hakkı tanıdı. 1948'e kadar kimi eyaletler yerlilere oy hakkını yaşama geçirmedi.
1927 – Ünlü Ressam Avni Lifij vefat etti
1935 - Türkiye'de ilk kez Pazar günü resmî tatil uygulamasına başlandı.
1941 - Türk Ceza Kanunu'nun 526'ncı maddesinde yapılan değişiklikle, Arapça ezan ve kamet okuyanlara ceza öngörüldü.
1950 – Menderes Hükümeti güvenoyu aldı
1968 - Kısmi senato seçimleri olaylı geçti. 20 ayrı yerde çıkan kavgalarda 15 kişi öldü, 26'sı ağır olmak üzere 47 kişi de yaralandı.
1969 – Filistin Kurtuluş Örgütü kuruldu
1970 – Ünlü romancı Orhan Kemal vefat etti
1977 – Vatikan Büyükelçisi Taha Carım edildi. Cinayeti “Ermeni Soykırımı Adalet Komandoları” isimli bir örgüt üstlendi.
1978 -  Ermeni terör örgütü ASALA'nın suikastı sonucu emekli Büyük Elçi Beşir Balcıoğlu, şehit oldu
1978 - Ermeni terör örgütü ASALA'nın suikastı sonucu Türkiye'nin Madrid Büyük Elçisi Zeki Kuneralp'in eşi Necla Kuneralp şehit oldu.
1980 - Osmanlı'dan bu yana devam eden buğday ve ekmek fiyatları üzerindeki devlet kontrolü kaldırıldı.
1981 - Devlet Başkanı Kenan Evren'in emri ve Türkiye Futbol Federasyonu'nun kararıyla MKE Ankaragücü takımı birinci futbol ligine çıkarıldı.
1995 - Kilis, Karabük ve Yalova il oldu.
1998 - Merkez üssü Adana'nın Ceyhan ilçesi olan 6,2 büyüklüğündeki depremde,144 kişi öldü.
2012 - Mısır’ın eski Cumhurbaşkanı Hüsnü Mübarek, protesto gösterilerindeki ölümlere suç ortaklığı etmek suçundan ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı.
2015 - Akademisyen ve siyasetçi Besim Üstünel vefat etti




31 Mayıs 2020 Pazar

1 HAZİRAN


Günün Olayı
Türk Hava Kuvvetlerinin Kuruluşu
1 Haziran 1911

Dünyanın ilk askerî havacılık teşkilatlarından biri olan Türk Hava Kuvvetlerinin tarihçesi, 1909 yılına kadar uzanmaktadır. Türk ordusunda havacılıkla ilgili ilk çalışmalara 1909 yılında başlanmış, 1910 yılında bu çalışmalar geliştirilmiş ve Avrupa’ya bir inceleme kurulu, Paris’te toplanan Uluslararası Havacılık Konferansı’na da bir heyet gönderilmiştir. 1910 yılı sonlarına doğru ise, artık Türk ordusunda havacılık konusunda kesin karar verilmiş ve havacı personel yetiştirilmek üzere birkaç subayın Avrupa’ya eğitime gönderilmesi öngörülmüştür. Ancak, Türk ordusunun yüksek komuta katında havacılık alanında alınan bu önemli karara rağmen, ülkenin o tarihlerde içinde bulunduğu mali zorluklar nedeniyle gerekli ödenek bulunamamış ve 1910 yılında bu emrin gereği yerine getirilememiştir. 
1911 yılında, Kurmay Yarbay Süreyya (İlmen) Bey, havacılık teşkilatını kurmakla görevlendirilmiş ve Türk Ordusunun ilk resmî havacılık kuruluşu da, Harbiye Bakanlığı Fen Kıtaları Müstahkem Mevkiler Genel Müfettişliğinin 2’nci şubesi bünyesinde "Havacılık Komisyonu" adıyla 1 Haziran 1911 tarihinde faaliyete geçirilmiştir. Böylece, günümüzdeki modern havacılığın başlangıcı olarak kabul edilen, Wilbur ve Orwille Wright kardeşlerin ilk motorlu uçağı havalandırmayı başardıkları 17 Aralık 1903 tarihinden sekiz yıl sonra Türk Hava Kuvvetlerinin temelleri atılmıştır. 1 Haziran 1911 Tarihi de Hava Kuvvetlerimizin kuruluş tarihi olarak benimsenmiştir. 1909-1912 yılları arası askerî havacılık teşkilatlarını kuran ABD, Fransa, İngiltere, Almanya, İtalya, Avusturya ve Rusya ile hemen hemen aynı yıllarda Türk askerî havacılık teşkilatı da dünya havacılık teşkilatları arasındaki yerini almıştır.
Millî Savunma bakımından, havacılığın gelecekteki önemini gören Harbiye Bakanı Mahmut Şevket Paşa, konuyla yakından ilgilenmeye devam etmiş ve 28 Haziran 1911’de yapılan sınavda en yüksek notu alan Süvari Yüzbaşı Fesa ile İstihkâm Teğmen Yusuf Kenan Beyler, uçuş eğitimi için Temmuz 1911’de Fransa’da ki Bleriot Fabrikası’nın uçuş okuluna gönderilmiştir.
21 Şubat 1912’de Yüzbaşı Fesa Bey uçuş eğitimini başarıyla bitirmiş ve Fransızların 780’inci, Türk Ordusunun da 1 no.lu brövesini, Yusuf Kenan Bey ise Fransızların 797’nci brövesini alarak yurda dönmüştür. Aynı yıl, sekiz Türk subayı daha Fransa’ya uçuş eğitimine gönderilmiştir. Böylece, 1912 yılı başlarında Türk Ordusu ilk pilotlarına ve ilk uçaklarına kavuşmuş, 3 Temmuz 1912’de de Yeşilköy’de (İstanbul) Hava Okulunun (uçuş okulu) açılmasıyla Türk Ordusu, uçucu subaylarını ülkesinde yetiştirmeye başlamıştır. Türk askerî havacılığının gelişmesinde ve güçlenmesinde en önemli aşamalardan birisi olan Hava Okulu’nun açılmasından sonra Türk ordusunda havacılık çalışmaları hızlanmış, personel sayısı çoğalmış ve Birinci Dünya Savaşı başında hava bölükleri (tayyare bölükleri) kurularak havacılar aktif kıta görevi yapmaya başlamışlardır.

TARİHTE BUGÜN 1 HAZİRAN



1453 - Ayasofya'da ilk Cuma namazı, Akşemseddin tarafından kıldırıldı.
1453- İstanbul Valilliğine “Karışdıran Süleyman Bey”, Kadılığa da “Celalzade Hızır Bey Çelebi” atandı.
1831 - James Clark Ross, Kuzey Kutbunu keşfetti.
1911 - Türk Hava Kuvvetleri kuruldu. (Kıtaat-ı Fenniye ve Mevaki-i Müstahkame)
1919 – İngilizler Nahçıvan’ın yönetimini Ermenilere bırakarak, Nahçıvan’dan çekildi…
1920 -  Milli Aşireti, Fransızların kışkırtmasıyla  Urfa'da Ankara Hükümetine karşı ayaklanma başlattı.
1920 – Ermenistan’da bir ABD Mandası kurulması teklifi ABD Senatosunda reddedildi.
1920 – Halil (Kut) Paşa 26 Nisan’da Atatürk’ün Lenin’e hitaben yazdığı mektubu SSCB Dışişleri Bakanı Çiçerin’e verdi
1929 - 1 Kasım 1928 tarihli Yeni Türk Harflerinin Kabul ve Tatbiki Hakkındaki Kanun gereğince, devlet muamelelerinde ve kayıtlarda tamamen yeni harfler kullanılmaya başlandı.
1930 - İstanbul'da Galata Köprüsü'nde 85 yıldır alınan geçiş ücreti kaldırıldı.
1930 - Resmi ve özel bütün kurumlarda Arap harflerinin kullanılış izni sona erdi.
1931 - Bursa-Mudanya Demiryolu devlet tarafından satın alındı. 42 kilometre uzunluğundaki hat işletmeye 1892 yılında açılmıştı.
1949 - Sümerbank bünyesinde Nazilli Basma Sanayi Müessesesi kuruldu.
1952 - Berlin ikiye bölündü.
1962 – İnönü Başbakanlıktan istifa etti
1973 - Yunanistan Hükümeti monarşiyi kaldırarak cumhuriyeti ilan etti.
1975 - Dünya Bankası, Türkiye'yi 'Moratoryum' durumundaki ülkeler arasında saydığını ve borçlarını ödeyemez hale gelen bir ülke olduğunu ilan etti. Türkiye daha önce 1959 ve 1965 yıllarında da 'borç ödeyemez ülke' olarak ilan edilmişti.
1990 - Pamukbank'ın 'Bank-24' adıyla uygulamaya soktuğu 24 saat kesintisiz bankacılık hizmetleri veren bilgisayarlı para-çekme-yatırma sistemi devreye girdi.
1992 – Tatvan’da bir minibüsü durduran PKK’lılar 14 köylüyü katletti
2000 - İşsizlik Sigortası yürürlüğe girdi. İşsizlik Sigortası'nın çalışma hayatına girmesiyle, Zorunlu Tasarruf uygulaması da sona erdi.
2001 - Bir Hamas intihar bombacısı, Tel Aviv'deki bir diskoda 21 kişinin ölümüne yol açtı.
2003 - Dünyanın en büyük hidroelektrik barajı olan Çin'deki "Üç Boğaz Barajı"nda su tutulmasına başlandı.

30 Mayıs 2020 Cumartesi

31 MAYIS


Günün Portresi
Anadolu Selçuklu Devletinin Büyük Hükümdarı
1.Alaaddin Keykubad

 
I. Gıyaseddin Keyhüsrev'in oğlu olan I. Alaeddin Keykubad 1192 yılında doğdu. İyi bir eğitim alan I. Alaeddin Keykubad Türkçe'nin yanı sıra Farsça, Rumca ve Arapça öğrendi. İslami bilimler yanında matematik ve astronomiye ilgi duydu.
Babasının ölümünden sonra sultanlığa ağabeyi I. İzzeddin Keykavus’un  getirilmesini  kabul etmeyen Alaeddin Keykubad ağabeyinin kuvvetleri ile çarpıştı ise yenildi. Malatya'daki Minşar Kalesi'ne hapsedildi. Ağabeyinin ölümü üzerine 1220 yılında Selçuklu hükümdarı oldu.
Eyyubi Hükümdarı’nın kızı Melike Adile ile evlenerek, Eyyubilerle dost oldu. Böylece Doğu'da Moğol tehlikesine karşı bir müttefik edindi. Moğol tehlikesine karşı birçok şehirde kale ve surları tamir ettirdi.  1223 yılında Akdeniz'in önemli noktalarından biri olan Alanya’yı fethetti. Burada büyük bir tersane kurdurarak deniz filosunu güçlendirdi. Alanya’nın eski Beyi Kyr Vart’ın kızı ile düğün yaptı. Tarihe Mahperi Sultan (Hunat Hatun) olarak bilinen hayır işleri ile parlayan bu eşinden oğlu II. Gıyaseddin Keyhüsrev dünyaya geldi.
Keykubad, Trabzon-Rum İmparatorluğu'nun gücünü kırmak için Sinop'ta bir donanma kurdu. Selçuklu tüccarlarının şikâyetleri üzerine Kastamonu emiri Hüsameddin Çoban'ı Karadeniz donanmasıyla Kırım Seferi'ne gönderdi. Emir Çoban önemli bir ticaret şehri olan Sugdak'ı fethetti. Çavlı Bey de Silifke'ye kadar olan Akdeniz kıyılarını fethetti. Güneyden gelen ticaret yollarını tehdit eden küçük Ermenistan krallığını cezalandırmak üzere Çavlı ve Ertokuş Beylerin komutasında bir ordu göndererek İçel'i ele geçirdi.
1225 yılında Mengücekoğullarının elindeki Erzincan'ı fethetti  Erzincan, Kemah ve Şebinkarahisar'ı topraklarına kattı. Yassı Çemen Muharebesi'nde Mengücekoğullarının hükümdarı Celaleddin’i büyük bir yenilgiye uğradı ve Erzurum’u ele geçirildi. Gürcü kuvvetleri büyük bir yenilgiye uğratıldı. Yapılan anlaşmayla Gürcistan'da bazı kaleler Anadolu Selçuklu Devleti'ne bırakıldı.
Daha sonra Kilikya Ermeni Krallığı'nı üzerine gönderdiği ordularla onları yenen Alaeddin Keykubad, ele geçirdiği bölgelere Türkmenleri yerleştirdi. Buraya yerleşen Türkmenler ileride Karamanlı Beyliği'ni kurmuştur.  Van Gölü havzasını fethetti. Ancak bu fetih Eyyubilerle arasının bozulmasına neden oldu. Eyyubilerin gönderdikleri orduyu Torosların güneyinde yenerek Harput ve Urfa'yı ele geçirdi.
I. Alaaddin Keykubad, 30 Mayıs 1237 tarihinde Suriye'yi fethetme hazırlıkları yaparken yabancı elçiler için büyük bir ziyafet verdi. Bu ziyafette zehirlenerek ölen (öldürülen?) Keykubad, 45 yaşında 31 Mayıs 1237 tarihinde Kayseri'de vefat etti. Cenazesi Konya'ya getirilerek kendisinin yaptırdığı caminin yanındaki türbeye defnedildi.
Saltanatı müddetince Anadolu’da geniş çapta imar hareketlerinde bulundu. Yaptırdığı kervansaray, kale ve sarayların kalıntıları Anadolu’nun çeşitli yerlerinde hala bulunmaktadır. Sultan Alâeddîn Keykubad devri eserleri arasında inşa tarihi tam olarak bilinmeyen iki saraydan biri Kayseri yolu üzerinde bulunan Keykubadiye Sarayı ile Konya-Beyşehir yolu üzerindeki Kubadabad Sarayı’dır.. Niğde'deki Aladdin Cami’yi de o yaptırmıştır. Ayrıca eşi Hunat Hatun da Kayseri’deki Hunat Külliyesi dışında  Tokat, Amasya, Yozgat, Sivas’a pek çok eser kazandırmıştır. Mahperi (Hunat) Hatun’un  hayatı Fransız asıllı yazar Gisèle tarafından kaleme alınan Mahperi Hatun ve Amerikalı yazar Katherine Branning'in kaleme aldığı Ay Sultan adlı romanlara da konu edilmiştir.
 Alaeddin Keykubad, büyük bir siyasetçi ve asker olduğu kadar da ilim adamıydı. Âlimleri sarayında toplar, onları korurdu. Necmeddîn Dâye, Ahmed bin Mahmudi Tûsî el-Kâniî, Ahi Evren gibi dönemin pek çok önemli siması onun saltanatının ve kişiliğinin özellikleri nedeniyle yaşamak için Anadolu’yu tercih etmişlerdi. Yine Bahaeddin Veled ve sultanın döneminde ve çevresinde yetişen oğlu Mevlânâ Celaleddin-i Rumi ve yine onun döneminde yetişen Sadreddin Konevî Anadolu kültür hayatında büyük öneme kavuşmuşlardır.
Alaeddin Keykubad mızrak, ok, satranç gibi oyunlardan hoşlanırdı. Müzik, resim, oymacılık, marangozluk sanatlarında ustaydı.
I. Alaeddin Keykubad'ı, Türkmenler "Uluğ Sultan" ve devrin kaynak yazarı İbn Bibi de, "Uluğ Keykubâd" ad ve unvanı ile anmışlardır.

TARİHTE BUGÜN - 31 MAYIS



1237 - Anadolu Selçuklu Devleti Sultanı I. Alaeddin Keykubad vefat etti,
1807 – Osmanlı Tarihinde bir ilk gerçekleşti, 2 gün önce tahta çıkan Padişah IV. Mustafa ile Yeniçeriler anlaşma imzaladı. Kabakçı Mustafa İsyanına katılanlara ceza verilmeyeceğine dair anlaşmayı padişah imzaladı
1918 – Bağımsızlığını ilan eden Ermenistan’la Osmanlı İmparatorluğu arasında barış ve dostluk anlaşması imzalandı.
1920 – Tayfur Sökmen Mustafa Kemal Paşa’ya bir telgraf çekerek Antakya, İskenderun ve yöresinin Mîsâk-ı Millî’ye dahil olup olmadığını sordu. 
1920 - Birinci Düzce ayaklanması bastırıldı.
1920 – İngiliz Başbakanı L.George İngiltere’de bulunan Sovyet Heyetine Türk Milliyetçilerine destek vermemelerini istedi…
1920 – Anadolu Olağanüstü Müfettişi Zeki Paşa Alemdar Gazetesine verdiği demeçte anlaşma şartlarının çok ağır olduğunu, bu nedenle geleceği düşünüp,  Anadolu’daki isyanı bastırmak için ağırdan almanın uygun olacağını söyledi
1921- İngiltere General Harrington’un Türklerin savaşı kazanacağı ve İngiltere’nin İstanbul’dan çıkmak zorunda kalacağına ilişkin raporu görüşüldü. Dışişleri Bakanı Corzon ve Sömürgeler Bajanı Churciill bunun İngiltere için felaket olacağını söylediler.
1921- İngiltere Dışıileri Bakanlığı İngiliz Başsavcılığına yazı yazarak Malta’da Sürgünde olanlardan Ermeni katliamından sorumlu olduğu düşünülen 42 kişi hakkında bir belge bulmanın mümkün olmadığı ancak bunları yargılamanın siyasi olarak zorunlu olduğu belirtildi
1933 - İstanbul Darülfünunu'nun kapatılıp yerine  bir üniversitenin kurulmasına ilişkin kanun kabul edildi.
1946 - Varto ve Hınıs'ta 5,7 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi: 839 kişi öldü, 1991 ev yıkıldı.
1946 – Tek dereceli seçim kanunu DP milletvekillerinin itirazlarına rağmen kabul edildi.
1957 - Atatürk Üniversitesi kanunu kabul edildi.
1960 - Türk Ordu Millî Futbol Takımı, ikinci defa Dünya Şampiyonu oldu.
1962 – 12 Milletvekili ve Senetör AP’den istifa etti..
1971 - THKO gerillaları; Sinan Cemgil, Kadir Manga ve Alparslan Özdoğan, Kahramanmaraş’ın Nurhak Dağları'nda güvenlik güçleri ile girdikleri çatışma sonucu öldürüldü.
1983 - Millî Güvenlik Konseyi, 79 sayılı bildirisiyle Büyük Türkiye Partisi'ni kapattı.
1999 - PKK lideri Abdullah Öcalan'ın yargılanmasına İmralı Adası'nda başlandı.
2002 - 2002 FIFA Dünya Kupası, Güney Kore ve Japonya'da başladı.
2004 - MİT Başkanlarından emekli General Mehmet Fuat Doğu vefat etti
2010 - İsrail ordusu, Türkiye'den hareket eden İHH (İnsani Yardım Vakfı)'nın 9 insani yardım gemisine baskın operasyonu düzenledi. İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu, operasyonu desteklediğini açıkladı.
2015 -  Türk sanat müziği şarkıcısı Behiye Aksoy vefat etti
2017 - 23. Jandarma Sınır Tümen Komutanı Tümgeneral Aydoğan Aydın Şehit oldu

29 Mayıs 2020 Cuma

30 MAYIS


Günün Olayı
Kırşehir’in İlçe Yapılması

Bugün ilginç bir olayın yıl dönümü. 30.Mayıs.1954 günü, belki de dünya demokrasi tarihinde bir ilk yaşanıyor, iktidardaki partiye oy vermediği için bir il ilçe yapılıyor, il yapılan bir ilçeye bağlanıyordu.
1954 Genel Seçimlerine çoğunluk sisteminin geçerli olduğu bir secim kanunu ile girildi. Bu kanuna göre bir ilde en çok oyu alan parti o illerdeki bütün milletvekillerini çıkarıyordu. Seçimler sonucunda oyların %58,42’sini alan Demokrat Parti’si (DP) tam 508 sandalye kazanmıştı. Yüzde 35 oy alan  CHP ise 34 milletvekili çıkarabilmişti. Üçüncü parti Cumhuriyetçi Millet Partisi (CMP) ise sadece bir ilde, Kırşehir’de seçimi kazandığı için Kırşehir’in 4 milletvekilini de kazanmıştı. Menderes olağanüstü bir başarı kazanmasına rağmen sonuçlardan yine de memnun değildi.  Onu CHP’nin aldığı %35 oydan ziyade CMP lideri Osman Bölükbaşı’nın meclise girmesi rahatsız ediyordu.
Osman Bölükbaşı 1950-1954 yılları arasında gerek Meclis içinde gerek Meclis dışında yaptığı konuşmalarda Menderes’i ve DP’yi ağır ve iğneleyici bir dille eleştiriyordu. Menderes, bu baş edilmesi zor muhaliften kurtulmak istiyordu. 1954’teki seçimler öncesinde onun milletvekili seçilmemesi için çok çaba göstermesine rağmen Kırşehir halkı yine Bölükbaşına teveccüh göstermişti…
Kırşehir’in ilçe yapılacağını ilk kez Cumhurbaşkanı Celal Bayar mazbatasını getiren Bursa Milletvekillerine söyledi. Seçimden 28 gün sonra İçişleri Bakanı Namık Gedik Anadolu Ajansı’na Nevşehir’in il yapılacağını, Kırşehir’in de ilçe olacağını ve bu yeni kente bağlanacağını açıkladı.     
“Kırşehir Vilâyetinin kaldırılmasına ve Nevşehir Kazasında (Nevşehir) adiyle yeniden bir vilâyet kurulmasına dair kanun tasarısı” komisyona gelince komisyonun başkanı DP’li Muhlis Tümay, tasarının hiçbir adalet düşüncesi ile bağdaşmadığını belirterek bu tasarının kanunlaşması vebalini yüklenmemek için başkanlıktan istifa etmişti.
Tasarının görüşmeleri sırasında konuşan Menderes, “Türkiye’nin hiçbir vilayetinde yüzde 3’ten fazla oy alamayan bir partiye mensup milletvekilini, iki seçimde de seçen Kırşehir’in siyasi ve içtimai bünye itibariyle anormallik göstermekte olduğunu inkâr etmek mümkün değildir, biz açık konuşuruz.” Diyerek tüm bir il halkını Kırşehirlileri “Anormal” olarak niteleyecekti.
Osman Bölükbaşı, Kırşehir konusundaki düzenlemeyi ‘Kırşehir faciası’ olarak nitelemişti. Menderes ise işi pişkinliğe vuruyordu. Osman Bölükbaşı’nın eleştirisine cevap olarak, “Kırşehir faciası diyorlar. Eğer memlekette ilçe kalmak facia ise, hemen söyleyelim ki, memleketimizde halen 500 ilçe vardır. Onlar da bu hale göre facia içindeler” demişti.
TBMM’deki oylamada CHP’li ve CMP’li vekillerle birlikte, DP Milletvekilleri Turan Güneş, Ekrem Alican İsmail Hakkı Akyüz, Talat Vasfi Öz, İlhan Sipahioğlu önerge aleyhine oy verdi. Faruk Nafiz Çamlıbel, Rıfkı Salim Burçak, Fevzi Lütfi  Karaosmanoğlu, Sırrı Yırcalı, Sadık Perinçek, Lütfi Kırdar, Kore Savaşı’na giden ilk Türk birliğinin komutanı olan Tahsin Yazıcı, Samet Ağaoğlu, Nuri Demirağ gibi toplumda ağırlığı olan milletvekilleri ile DP grubunun yaklaşık yarısı oylamaya katılmadı. 
Yapılan oylamada 39’a karşı 285 oyla Kırşehir’in ilçe olması kabul edildi.
 Kırşehir, “güç bende” diyerek her şeyi yapabileceğini düşünen bir iktidarın mağduru olur. Tasarının kanunlaşması sonucu Çiçekdağı, Kaman, Hacıbektaş, Mucur  Kozaklı ve Avanos ilçeleri çevredeki illere, ilçe olarak bağlanır. Kırşehir ise: ilçe iken aynı kanunla il yapılan, Nevşehir ilinin bir ilçesi olur.
  Ve Menderes yaptığının yanlış olduğunu Yassıada duruşmalarında kabul eder… Ama “Bad-el harab-ül basra”

TARİHTE BUGÜN- 30 MAYIS



1431 - Jeanne d'Arc, büyücülük suçu ile yargılandı ve yakıldı.
1453 - Fatih Sultan Mehmet, Hızır Bey'i (Çelebi) İstanbul'a ilk belediye başkanı olarak atadı.
1453 - Fatih Sultan Mehmet, İstanbul Üniversitesi'ni kurdu.
1453 – Çandarlı Halil Paşa Sadrazamlıktan azledildi.
1559 – Kanuni’nin iki şehzadesinin Beyazıt ve Selim’in orduları Konya’da karşılaştı. Ordusu zayıf olan Bayezıt geri öekilmek zorunda kaldı
1689 – Kırım Hanı Selim Giray,  300 bin kişilik dev Rus Ordusunu beş gün süren bir savaşın sonunda Ur-kapı’da (Perekop) maülup etti…
1740 - Osmanlı Devleti, Fransa ile kapitülasyon antlaşması yaptı.
1862 – Modern Azerbaycan şiirinin kurucusu Mirza Alakbar Sabir doğdu
1876 - Osmanlı Padişahı Abdülaziz, bir darbe  ile tahttan indirildi. Yerine yeğeni V. Murat geçti.
1913 – Londra Barış anlaşması imzalanarak  I. Balkan Savaşına sona verildi. Edirne Bulgaristan’a bırakıldı
1920 - Cafer Tayyar Eğilmez'e, Edirne Müdafaa-i Hukuk Merkez Heyeti'nce Trakya Müdafaa-i Milliye Kumandanı sanı verildi.
1920 - Fransa ve TBMM Hükûmeti arasında geçici ateşkes yürürlüğe girdi
1921 - Çankaya Köşkü, Mustafa Kemal'e armağan edildi. Atatürk, köşkü bir yazı ile Ordu'ya bağışladı.
1921 – İngiltere Dışişleri Bakanlığı Hükümete verdiği raporda, Yunanlıların galip gelmesi için her şey yapılmalıdır. Denilerek, Anadolu’nun galibiyeti 1ç Dünya savaşındaki tüm kazanımları yok edecektir dedi.
1922 – Fransa; Ankara Hükümetinin Paris Temsilciliği Binasına Türk Bayrağı çekilmesine izin verdi.
1922- İngiltere Dışişleri ve İngiltere’nin Türkiye komiserliği bir Yunan zaferine kesin gözle bakarken İngiltere parlamentosunda bazı milletvekilleri Ankara’nın galip gelme ihtimalini dillendirdiler.
1924 – Atatürk’in sevgilisi Fikriye Hanım intihar etti
1926 – Fransa ile dostluk ve iyi komşuluk anlaşması imzalandı
1929 - Kibrit ve Çakmak Tekeli Kanunu, TBMM'de kabul edildi.
1948 – Bakana geniş yetkiler veren Savunma Bakanlığı Teşkilat Kanunu Mecliste kabul edildi.
1952 – SSCB Türkiye’ye bir Nota vererek Kars ve Ardahan ile ilgili taleplerinden ve Boğazların yönetiminde söz sahibi olma isteğinden vazgeçtiklerini bildirdiler
1954 - Demokrat Parti iktidarı, Kırşehir'i ilçe yaptı. Kırşehir üç yıl sonra yeniden il oldu.
1967 - Mısır, Ürdün ve Irak arasında bir askerî ittifak imzalandı
1974 - TBMM'de, Cumartesi günlerinin tam gün tatil olması kararı alındı.
2002 - Van’ın Çaldıran ilçesi yakınlarında, İran sınırından kaçak yollarla Türkiye'ye girmeye çalıştıkları sırada donarak ölen 9’u çocuk, 19 kişinin cesedi bulundu.
2003 - Diyanet İşleri Başkanlığı’na, Prof. Dr. Ali Bardakoğlu getirildi.
2015 – Karikatürist Bedri Koraman öldü

28 Mayıs 2020 Perşembe

29 MAYIS


Günün Olayı

Fatih Fetih ve Biz


Bugün 29 Mayıs. İstanbul’un fethinin 565. Yıl dönümü…

“Ormanlarımın bir dalını kesenin başını keserim” diyen Fatihin fethettiği İstanbul’u yeşilsiz bırakan bizler, İstanbul’un Fethini büyük törenlerle kutlayacağız utanmadan…

Onun özenle koruduğu, onarttığı tarihi binaları hoyratça yok eden, tek tük kalmış tarihi eserleri de çirkin beton yığınları arasında görünmez kılan bizler, fethi kutlayacağız yüzümüz kızarmadan…

Birbirimize karşı hoşgörüsüzlüğün, tahammülsüzlüğün zirvesinde yaşayan bizler, Büyük Hakan Fatih’in “Biz toprakları değil, gönülleri fethetmeye gidiyoruz” diyerek fethettiği İstanbul’da fethi kutlayacağız sıkılmadan…

Fatihi tanımadan, ona ne kadar layık olduğumuzu hiç düşünmeden, Arif Nihat Asya’nın muhteşem şiiri Fetih Marşı’nı okuyacağız, tüm hamasi duygularla…


“Yürü, hâlâ ne diye oyunda oynaştasın ?

Fatih'in İstanbul'u fethettiği yaştasın.!”

Diye sesleneceğiz Fatih’in hiçbir özelliğini taşımayan gençlere..

O Fatih ki;
Daha çocukluğunda hayal gücü çok genişti, bilime, sanata ilgisi belliydi,
Arapça, Farsça, İtalyanca, Yunanca, Latince, Sırpça, Keldanice, Slavca, İbranice dillerini bilirdi,
Avni mahlası ile şiirler yazan, bir divanı bulunan, çok iyi bir şairdi,
Antik Yunan filozoflarının eserlerinin tamamını okumuştu,
Huzurunda yapılan felsefi tartışmaları izlemekten büyük zevk alırdı,
İslamın resim yasağına rağmen, sarayda resim yapılması için atölye kurduran, ünlü ressamları davet eden, kendi resminin yapılması için poz veren ilk Osmanlı padişahıydı,
Sarayda Aristotales'ten St Thomas Aquinas'a kadar o zamanın tüm klasiklerini de içeren, büyük ve kozmopolit bir kütüphane kurduran bir kitap ve kültür dostuydu, 
İlk Vaka-i Name ile Osmanlıda tarih yazıcılığının doğuşuna yol açmıştı,.
Tüm bu özellikleri nedeniyle çağdaşı Avrupalı yazarlar ona "Grand Turco" (Büyük Türk) derdi…
Gençlerimize Fatih’i örnek gösterirken, Fatihi Fatih yapan özelliklerini, akılcılığını, bilimi rehber alan anlayışını,  sanatseverliğini, öğrenme aşkını, felsefeye ilgisini de örnek gösterelim…
Hamaset de gereklidir, ama altı, akıl bilim ve sanatla doldurulduğu takdirde…

Yoksa Fatih kim, biz/siz kim…


Fotoğraf;
Ord. Prof. Süheyl Ünver Tarafından yayımlanan Fatih’in çocukluk notlarını içeren, not defterinin birkaç sayfası

TARİHTE BUGÜN – 29 MAYIS


1453 - Doğu Roma İmparatorluğu'nun başkenti Konstantinopolis, Fatih Sultan Mehmed komutasındaki Osmanlı Ordusu tarafından fethedildi.
1807 - Kabakçı Mustafa ayaklanmasında, isyancılar Şehzade Mustafa ve Mahmut'un kendilerine teslimini istedi. Sultan III. Selim tahttan indirildi, IV. Mustafa tahta çıktı. Nizam-ı Cedit kaldırıldı
1867 - Avusturya-Macaristan İmparatorluğu kuruldu.
1913 - Ulviye Mevlan yönetiminde Kadınlar Dünyası dergisi yayımlanmaya başlandı.
1914 - Kanada yolcu gemisi RMS Empress of Ireland'ın Saint Lawrence Körfezi'nde battığı kazada 1.024 kişi hayatını kaybetti.
1919 – Havza Müdafai Hukuk Cemiyetinin kurulması. Atatürk’ün bunun telgrafşa heryere bildirilmesini istemesi.
1921 – Fransız Parlementosu bundan sonra hiçbir nedenle Yunanistan’a mali ve askeri yardımda bulunmama kararı aldı.
1921 – İngiliz Yüksek Komiserinin İngiltere Dışilerine raporu; Musta Sagir’in asılması İngiliz Düşmanlığını bir sonucudur.
1926 – Anakara’da Otomatik Telefon santralı kurulmasına dair kanun kabul edildi
1927- Kayseri-Ankara demiryolu hizmete verildi.
1936 - Türk bayrağı kanunu Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından kabul edildi
1937 – Birleşmiş Milletler Hatay Cumhuriyeti Anayasasını onayladı
1963 - Pakistan'ın doğusunda çıkan kasırgada 10 bin kişi öldü.
1986- Kamuoyunda "Fak-Fuk-Fon" diye bilinen "Sosyal Dayanışma ve Yardımlaşmayı Teşvik Yasası" Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde kabul edildi.
1993 - Almanya'nın Solingen kentinde Neonaziler bir evi kundakladı; 5 Türk yanarak öldü.
2006 -  Uşak Arkeoloji Müzesi'nde bulunan Karun Hazineleri'ndeki bazı eserlerin çalındığı iddiasıyla yürütülen araştırmalar kapsamında, Müze Müdürü Kazım Akbıyıkoğlu dahil olmak üzere 4 ilde 9 kişinin gözaltına alındı
2008 - Şair Dilaver Cebeci vefat etti...



27 Mayıs 2020 Çarşamba

28 MAYIS


Günün Portresi

EDİP CANSEVER



Turgut Uyar ve Cemal Süreyya ile birlikte İkinci Yeni’nin üç atlısı olarak anılan Edip Cansever,  8 Ağustos 1928 tarihinde İstanbul’da dünyaya geldi.  Babası Aslen Çankırı Atkaracalarlı olan Fazlı Cansever annesi de Penbe Hanım’dır. Yüksek Ticaret Okulu'nda başladığı öğrenimini yarıda bırakarak ticaret hayatına atıldı. 1950 yılından ölümüne dek babasının Kapalıçarşı’daki dükkânında antikacılık yaptı. İşyerinin asma katında kendisi için hazırladığı çalışma yerinde sadece şiirle uğraştı.

İlk şiiri 1944'te İstanbul dergisinde yayınlandı. Yücel, Fikirler, Edebiyat Dünyası, Kaynak dergilerinde çıkan ilk gençlik şiirlerini "İkindi Üstü" kitabında topladı. Bu şiirlerde varlıklı, her şeye yaşama sevinciyle bakan bir gencin avarelikleri, duyguları ön plandaydı. 1951'de "Nokta" dergisini çıkardı. Bu dergi genç şairlerle ve yazarlarla tanışmasını sağladı. İlk kitabından 7 yıl sonra yayınladığı "Dirlik Düzenlik" bu dönemin ürünüdür. Bu kitaptaki şiirlerde düşünceyi dil içinde eritmeye yönelen, özlü bir söyleyiş ve çarpıcı biçim arayan, toplumsal eleştiri için mizah aracını kullanan bir tutum görüldü. 1957'de yayınlanan "Yerçekimli Karanfil" ile kendisine özgü bir şiir evreni kurdu. İkinci Yeni akımının özgün örneklerini verdi. Yenilik, Pazar Postası, Yeni Dergi gibi dönemin sanat yayınlarında şiirsel canlılığı besleyen şairlerden biri oldu. Şiirinde zamanla sevinç yerini bunalıma, toplumsal dengesizlikleri eleştirme kaygısı yerini yıkıcı bir umutsuzluğa bıraktı. "Dize işlevini yitirdi" gerekçesiyle yeni arayışlara yöneldi. Şiirde tiyatrodan esinlenen diyaloglar kullandı. "Nerde Antigone", "Tragedyalar", "Çağrılmayan Yakup" bu dönemin ürünleri. Yine de İkinci Yeni içindeki bazı şairler gibi anlamsızlığı savunmadı. Kapalı, anlaşılması güç, yine de anlamdan ayrılmayan bir şiire yöneldi. Çok farklı imgeler kullanırken bile düşünce öğesini gözardı etmedi. Yapıtlarına tutarlı bir bütünlük kazandırdı. Şiirinde düzyazı olanaklarını kullanmaktan da çekinmedi. Yalnız şiirleriyle değil tepkileri ve yaşama biçimiyle de kendisinden söz ettirdi. Sürekli yazan, yayınlayan bir şair olarak ilgileri hep üstünde tuttu.
Geçirdiği bir beyin kanaması sonucu 28 Mayıs 1986 tarihinde İstanbul’da hayatını kaybetti. Cemal Süreya ölümünden sonra yazdığı şiirde, ölümünü fazla şiire bağladı
“her şeyin fazlası zararlıdır ya,
fazla şiirden öldü edip cansever.”


Bir Şiiri;
 ADSIZ BİR ÇİÇEK
Rengini dünyaya ilk defa sunan
Adsız bir çiçek gibi parlıyorsa gözlerim
Sevgilim
Bana 'sen bir şairsin' dediğin zaman.
 
Yalnız sana yazıyorum bu şiiri
İstersen bir şiir gibi okuma
Çünkü her yıl yeniden yazacağım onu
Soğuklar başlayınca havalanıp
Millerce yol katettikten sonra
Güneyi tadan bir kuşun sevinciyle.
 
Ve yazmış olacağım bir de
Her dönemde her çağda
Sevdanın kendine özgü diliyle.
 
Ve beni en etkileyen mısraları;
"kim ne derse desin ben bugünü yakıyorum
yeniden doğmak için çıkardığım yangından"


TARİHTE BUGÜN

1812 -  Osmanlı Devleti ve Rusya arasında Bükreş Antlaşması imzalandı, 1806-1812 Osmanlı-Rus Savaşı sona erdi.

1830 -  ABD Başkanı Andrew Jackson, Amerikan Kızılderililerinin yurtlarından çıkarılmasına ve başka yerlere sürülmelerine olanak tanıyan Yerli İskân Yasası'nı imzaladı.
1871 - Paris Komünü düştü.
1913 - Osmanlı'da ilk feminist örgüt sayılabilecek Teali-i Nisvan kuruldu.
1918 - Azerbaycan Milli Şurası tarafından Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti ilan edildi.
1920 – Bolu’da isyancılara komuta eden 5 subay ile 2 memur idam edildi. Düzcedeki İsyancılardan da 7 kişi idam edildi…
1920 – Fransa Ankara’nın ateşkes koşullarını kabul etti. Ateşkes 29 Mayısta başlayacak.
1921 – Genelkurmay Başkan Vekilliğine Fevzi Paşa’nın atandığına dair Bakanlar Kurulu Tezkeresi TBMM’nin yetkilerini gasp ettiği gerekçesi ile reddedildi..
1922 - Musevi Cemaati ve Türk Ortodoks Patrikhanesi yayınladıkları bildirilerle Anadolu’da Hristiyanlara baskı yapıldığı iddiasının asılsız olduğunu açıkladılar.
1925 – Bülent Ecevit doğdu, ,
1928 - Bakanlar Kurulu, Millet Mektepleri açılmasını kararlaştırdı.
1928 – 1312 Sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu Kabul edildi
1954 -Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) en çok konuşulan diller arasına Türkçe'yi de aldı.
1959 - ABD tarafından uzaya gönderilen iki maymun, sağ olarak Dünya'ya döndü.
1960 - Milli Birlik Komitesi, Orgeneral Cemal Gürsel'e Milli Birlik Komitesi başkanlığının yanı sıra, başbakanlık, milli savunma bakanlığı ve başkomutanlık görevlerini de verdi. Orgeneral Gürsel aynı gün asker ve sivil üyelerden oluşan bakanlar kurulunu açıkladı
1986 – Şair Edip Cansever öldü…
1992 - Türkiye ile Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti'ni birbirine bağlayan Ümit Köprüsü hizmete girdi.
1999- Başbakan Bülent Ecevit 57. hükümeti açıkladı Milliyetçi Hareket Partisi , Demokratik Sol Parti ve Anavatan Partisi'nden oluşan 35 kişilik kabinede hiç kadın bakan yok.
2013 - Gezi Parkı protestoları başladı.

3 HAZİRAN

Günün Portresi Bir Kuşağı Uykusuz Bırakan Boksör Muhammed Ali Clay   “Tüm zamanların en iyi ağır siklet boks şampiyonu” olarak ...