Günün Portresi
Cem
Sultan önce Kastamonu Sancakbeyi olarak görevlendirildi. Kastamonu’da oranın en
yetkin hocalarından Farsça ve Arapça dersleri aldı. Rumca dâhil, birkaç dili
mükemmel denecek kadar öğrendi.
Konya
Valisi olarak görevlendirildi. Cem Sultan’ın Konya’da lalası Gedik Ahmet Paşa,
hocası Mevlana Turabi’ydi. Ayrıca
hocaları arasında Hatibzade Nasuh Bey, Frenk Süleyman Bey, Celal Bey ve
şair Şahidî gibi bilim ve sanat dünyasının ünlü isimleri de vardı.
3
Mayıs 1481’de babası Fatih Sultan Mehmet’in ölümü Amasya’da bulunan Şehzade
Bayezid ve Konya’da bulunan Cem Sultan’a haberciler gönderildi. Şehzade Cem’e
çok güvenen Karamanlı Mehmet Paşa, padişahın ölümünü bir süreliğine gizleyerek
tahta Cem Sultan’ın geçmesini sağlamaya zemin hazırlamak istedi. Duruma öğrenen
Yeniçeriler ayaklanıp Karamanlı Mehmet Paşa’yı öldürdüler ve Şehzade
Bayezid’in, İstanbul’da bulunan oğlu Korkut’u saltanat naibi ilan ederek tahta
çıkardılar. Böylece Cem Sultan saltanat kavgasında en büyük destekçisini
kaybetti. Bu arada Cem Sultan’a gönderilen haberci, yolda Şehzade Bayezit’in
kayınbabası ve Anadolu Beylerbeyi olan Sinan Paşa tarafından yakalanarak öldürüldü.
Cem Sultan babasının ölüm haberini aldığında iş işten geçmiş, en büyük
destekçisi olan Sadrazam Karamanlı Mehmet Paşa da yeniçerilerin isyanıyla
öldürülmüştü. Cem Sultan, babasının ölümünü dört gün sonra öğrenebildi. Şehzade
Bayezid ise İstanbul’a varır varmaz devletin yönetimini eline almıştı.
Bütün
bunlardan sonra Cem Sultan, babasının ünlü Kanunname’sine koydurttuğu, “Her
kimesneye evlâdımdan saltanat müyesser ola karındaşlarını nizâm-ı âlem için
katletmek münasiptir. Ekser ulemâ dahi bunu tecviz etmişlerdir...” hükmü gereği
öldürüleceğinden emin olduğundan, Konya civarından topladığı bir miktar askerle
Bursa’ya doğru ilerleyerek, 27 Mayıs 1481’de İnegöl önlerine geldi. Sultan II.
Bayezid ise, Ayas Paşa yönetimindeki bir orduyu Cem Sultan’ın üzerine gönderdi.
28 Mayıs’ta yapılan savaşı kazanan Cem Sultan Bursa’da padişahlığını ilan etti.
Kendi adına hutbe okutarak para bastırdı ve çeşitli fermanlar yayımladı. Ancak
saltanatını yirmi gün sürdürebildi.
Bundan
sonra Sultan II. Bayezid, ordusuyla birlikte Cem Sultan’ın üzerine yürüdü.
Bursa / Yenişehir Ovası’nda 20 Haziran 1481 tarihinde yapılan savaşı kaybeden
Cem Sultan Konya’ya döndü. Ancak Gedik Ahmet Paşa komutasındaki kuvvetlerin onu
izlemesi üzerine, yanına ailesini de alarak Osmanlı topraklarını terk ederek
Adana, Halep, Kahire ve oradan da hac mevsiminde Hicaz’a gitti. Cem Sultan,
hacca giden tek “Osmanoğlu”dur. Orada yazdığı şiirlerinde saltanat kavgasından
tamamen vazgeçtiği, hac farizasını yerine getirmenin verdiği iç huzuru taç ve
tahta bile değişmek istemediği görülür.
Hacdan
sonra tekrar Kahire’ye giden Cem Sultan, etrafındakilerin etkisiyle 27 Mayıs
1482’de Konya’yı kuşattı. Ancak, Sultan II. Bayezid büyük bir orduyla üzerine
gelince çekildi . Bu arada Rodos şövalyelerinden Pierre d’Aubusson onu Rodos’a
davet etti. Sultan Bayezit şövalyelere her yıl 45 bin duka altını vermek üzere
bir anlaşma yapınca Cem Sultan Rodos’tan
Sicilya’ya, oradan Nis Limanı’na ulaştı ve bir süre orada kaldı. Cem Sultan’ın
Fransa’dan başka bir ülkenin eline geçmesini Osmanlı Devleti açısından
sakıncalı gören Sultan II. Bayezid, bir elçi göndererek Cem Sultan’ın Fransa’da
tutulmasını istedi.
Papa,
Cem Sultan’ı bahane ederek Osmanlılara karşı bir haçlı seferi düzenlenmesini
istiyordu. Ancak bunda başarılı olamayınca Cem Sultan’a Hıristiyan olma
önerisinde bulundu. Ancak Cem Sultan bunu kesinlikle reddetti. Onun tek arzusu
Mısır’da bıraktığı annesi ile çocuklarına kavuşmaktı. Ancak Papa’nın başka
tasarıları vardı ve bu nedenle çeşitli tekliflerde bulundu. Cem Sultan ise bu
önerileri, “Din-i mübin-i İslâm’a ihanet edemeyeceği ve dinini cihan
saltanatına değişmeyeceğini” söyleyerek geri çevirdi.
Rumeli’den
tekrar Osmanlı topraklarına gelmek isteyen Cem Sultan, on dört yıl tutsaklık
hayatı yaşadı. En son Papa’nın elinden Fransa Kralı tarafından kurtarılmış,
ancak büyük bir ihtimalle zehirlendiği 25 Şubat 1495 günü vefat etti. Papa, Cem
Sultan’ın bakım masrafları için Sultan II. Bayezid’den yılda 40.000 altından
fazla para kopartmayı başarmış, Cem Sultan’ı serbest bırakma tehditleriyle de
olası Osmanlı fetihlerini önlemişti. Cem Sultan’ın ölüm haberi duyulunca bütün
Osmanlı ülkesinde gıyabi cenaze namazları kılındı. Ölümünün üzerinden dört yıl
geçtikten sonra Şehzade Cem’in cenazesi Bursa’ya getirilerek büyükbabası Sultan
Murat’ın yaptırdığı caminin bahçesine kardeşi Mustafa’nın yanında toprağa
verildi.
Şiir
ve edebiyatla çok küçük yaşlardan beri meşgul olmuş bir şehzâde olan Cem'in
çevresinde, adına "Cem şairleri" denen bir grup şair bulunmuştur. Cem
Sadisi, Haydar Bey, Sehâî, Kandî, Şâhidî gibi dönemin ünlü şairlerinden oluşan
bu gruptan bazı şairler, Cem'i gurbette de yalnız bırakmamışlardır Arapça,
Farsça, Rumca, Latince ve Fransızcaya hâkimdi.
Hacca giden ilk ve tek Hanedan mensubuydu. Oğluna “Oğuz” adını verecek
kadar Türklük ve tarih şuuruna sahipti.
25 Şubatta Meydana
Gelen Olaylar
1495-
Cem Sultan Öldü
1856-
Paris Barış Konferansı başladı.
1907
– Yazar Sabahattin Ali doğdu.
1918
-Araklı, Sürmene, Çıldır ve İspir’in kurtuluşları
1919-
İtilaf Devletleri’nin karma polis kuvvetleri İstanbul'da göreve başladı.
1919
- Fransız Doğu Orduları Başkomutanı d'Esperey, İçişleri Bakan Vekili İzzet
Bey'e tutuklanmasını istediği kişilerle ilgili 36 kişilik bir liste daha verdi.
Listede eski bakanlar da var. Hükümet bu bakanların İngilizler tarafından
tutuklanmaması için, Anayasa'ya aykırı olduğu halde bunların da yargılanması
konusunda bir kararname çıkaracak, Padişah kararnameyi imza etmeye çekinecek,
gelişen olaylar Tevfik Paşa Hükümeti'nin 3 Mart'ta istifa etmesiyle
sonuçlanacaktır
1922-
Koçkiri İsyanı'nın bastırılması sırasında evleri yıkılan, hayvanları alınan
veya öldürülen yurttaşların yaralarını sarabilmeleri, ekim yapabilmeleri için
bütçeye 40.000 lira konulması ile ilgili kanun kabul edildi
1922-
Belçika'nın İstanbul Elçisi De Well'in raporu: Bir yıl önce Ankara’nın o
tarihteki Dışişleri Bakanı Bekir Sami Bey, Londra'dan Ankara'ya dönerken
İstanbul' dan adeta bir firari gibi geçmişti. Şimdi Ankara’nın mevcut Dışişleri
Bakanı Yusuf Kemal Bey ise, resmen tanınmış bir devletin temsilcisi olarak
saygı halesiyle kuşatıldı. Bu Ankara’nın gördüğü kabulün ifadesidir
1925
- Hıyanet-i Vataniye Kanunu'nda değişiklik yapıldı: Din politikaya alet
edilemeyecek ve bu suç vatan hıyaneti sayılacak.
1943
- Talat Paşa'nın Almanya'da tahnit edilen naaşı, İstanbul'a getirildi. Aynı gün
Hürriyet-i Ebediye tepesinde toprağa verildi.
1964
- Muhammed Ali (Cassius Clay), Miami Beach-Florida'daki maçta, Sonny Liston'ı
yenerek ağır siklet boks şampiyonu oldu.
1978
– Akaryakıt ve Hammede yokluğundan Samsun Azot ve Ünye Çimento
Fabrikalarınınüretimi durdu.
1980
- Bedelli askerlik kabul edildi; yurt dışındaki işçiler 20.000 Mark ödedikleri
takdirde askerlik yapmayacaklar.
1984
- "Hakkari'de Bir Mevsim" adlı filmin gösterimi, Sıkıyönetim
Komutanlığınca yasaklandı.
1994
- İbrahim Camii Katliamı: Bir Batı Şeria kenti olan Hebron'da, Baruch Goldstein
adlı bir Yahudinin açtığı ateş sonucu, 29 Filistinli öldü, 125'i de yaralandı.
Goldstein, öfkeli kalabalık tarafından linç edildi. Daha sonra çıkan
ayaklanmalarda ise, 26 Filistinli ve 9 İsrailli öldü.
1994
- Almanya, Refah Partisi'nin "Bosna'ya yardım" adı altında Almanya'ya
gönderdiği paralar hakkında soruşturma başlattı.
1996
- İş adamı ve sanayici Vehbi Koç öldü.
2003
- Irak krizi konusunda, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin yabancı ülkelere
gönderilmesi ve yabancı silahlı kuvvetlerin Türkiye'de bulunması için, hükûmete
yetki verilmesine ilişkin Başbakanlık Tezkeresi TBMM'ne sunuldu.
2008
- Şarkıcı Bülent Ersoy hakkında, bir programda söylediği sözler nedeniyle
‘halkı askerlikten soğutma’ iddiasıyla soruşturma başlatıldı. Mahkeme Heyeti,
18 Aralık'taki karar duruşmasında; "Ben çocuk doğurmuş olsaydım askere
göndermezdim" sözlerini, düşünce özgürlüğü kapsamında sayarak, Ersoy'u
beraat ettirdi.
2009
- Türk Hava Yolları 1951 sefer sayılı uçuşu: İstanbul'dan 8:22'de havalanan
uçak, Schipol Havaalanına inemeden düşerek 3 parçaya ayrıldı.
2010
– Hacettepe ve Bilkent Üniversitelerinin kurucusu YÖK'ün ilk Başkanı İhsan
Doğramacı öldü.
Yorumlar
Yorum Gönder